Savaşa ve Devletçiliğe HAYIR! Dünyanın " böl/yönet" temelinde 40 parçaya - 40 millete - 40 ideolojiye, ayrılması:İşte bu kabile reisi,bürokrat ve haydutların işine gelmektedir.
İşte bu neden ile: Birey haklarını tanımayan ve sosyal ilişkilerde kuvveti yasaklamayan bir sistem: Sömürü ve savaşı, asla yok edemez!
Çünkü üretme özgürlüğü olan insanlar, savaşta kazanamaz, aksine kaybeder. Çünkü silah, savaş ve zorbalık, ancak asalakların geçim sağlama yöntemidir. Savaşın maliyetini ödeyenlerde, asalaklar değil, üretenlerdir. Onlar, savaşı kazanarak kendi maddi kayıplarını geri almayı umamaz. Bu yüzden, onların ekonomik çıkarları barış tarafındadır.
Tüccar ve savaşçı tarih boyunca birbirine taban tabana zıt kimliklerdir. Savaş alanlarında ticaret gelişmez, fabrikalar üretim yapmaz. Yıkıntılar altında kar artmaz. Ticareti "bencil", feth etmeyi ise "soylu" gören her silahlı haydut, bu nedenle devletçidir…
İç ve dış tüm konularda devletçiliğin yol açtığı tüm kötülüklerin suçunu, kapitalizme yüklemelerinin, temelin d e budur."Kapitalist emperyalizm", "Savaş vurgunculuğu" gibi safsatalar veya kapitalizmin askeri fetihlerle "para" kazanmak zorunda olduğu fikri, devletçi yorumcu ve tarihçilerin sığlık ve ahlaksızlık örnekleridir. Oysa 19. yüzyılda, feodalizmin ve mutlak monarşilerin devletçi zalimliğinin kalıntılarını mahvederek dünyayı bağımsızlaştıran serbest ticarettir.
Kapitalizm yurt içi ve dışı pazarını serbest rekabet ile kazanır.
Savaşla kazanılan bir pazar, sadece, onu uluslararası rekabete kapatmak, sınırlayıcı düzenlemeler getirmek ve böylece kuvvet kullanarak özel imtiyazlar elde etmek isteyen yarı-devletçi karma ekonomi savunucuları için (geçici olarak) değerli olabilir.
Kendi ülkesinde hükümet aracılığı ile özel avantajlar peşinde koşan aynı tip iş adamı, yurt dışında da hükümet aracılığıyla özel pazarlar aramıştır. Kimin pahasına? Bu gibi işler için vergi ödemiş olan, fakat hiçbir şey kazanamamış olan işadamlarının büyük çoğunluğunun pahasına.
Bu gibi politikaları haklı gösteren ve onları halka yutturan kimdir? "Kamu çıkarı" veya "Ulusal saygınlık" ya da "Aşikâr kader" gibi doktrinler üreten devletçi entelektüeller. Tüm devletçi ekonomilerin gerçek savaş vurguncuları, eskiden de bugün de, işte bu aynı tiptir: Bir savaş esnasında veya sonrasında hükümet kıyakları ile servet elde etmiş siyasi nüfus sahibi insanlar...
Eğer insanlar savaşa karşı çıkmak isterlerse, onların karşı çıkması gereken şey devletçiliktir
İnsanlar, bireylerin kolektivite için kurbanlar oldukları, bazı insanların diğerlerine kuvvet kullanarak yönetme hakkına sahip oldukları ve bazı sözde "Fayda" adına bunun haklı olabileceği şeklindeki 'Kabile İnancını' muhafaza ettikleri müddetçe:
'Bir ulusun kendi içinde veya uluslar arasında' BARIŞ olamaz.